Kadın İçin İdeal Ayakkabı Nasıl Olmalı?

Toplum olarak ayak sağlığımızı yeterince önemsemediğimiz ortada. Oysa omurga ile ilgili birçok rahatsızlığın temelinde ayak sağlığına gereken önemin verilmemesi yatıyor. Özellikle kadınların ayakkabı seçiminde ve ayak sağlığı konusunda sınıfta kaldığını söylemek yanlış olmaz. Topuklu giymeyi sevmeyen bir kadın olmadığı gibi, bu ayakkabıları giydikten sonra rahatsız olmayanı da yok gibi. Peki, bu rahatsızların temel nedenleri neler? Kadınların ayak sağlığını tehdit eden ama estetik unsurlar yüzünden vazgeçemedikleri ayakkabıların hangileri dost hangileri düşman? Tüm bunlara Ayak ve Ayak Bileği Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Selim Muğrabi açıklık getirdi.

Selim Muğrabi, kadınların vazgeçeme­diği ama sağlıklarını da tehdit eden ayakkabıların çeşitlerini incelendiğin­de ortaya vahim bir tablo çıktığını söylü­yor; “Özellikle yazın kadınların ayağından çıkarmadığı ve çok rahat olduklarını iddia ettikleri babetlerin rahat olması sağlıklı oldukları anlamına gelmiyor, çünkü tabanları düz ve içinde hiçbir destek yok. Babette ayak ayakkabının içerisinde bir dönem sonra ayakta durdukça kas gücü azaldığı için kavisini kaybedip aşağı doğru çökmeye başlıyor.”

Ayağın anatomik yapısına da değinen Dr. Muğrabi, “Hepimizin ayağı sabah kalktığımızda gayet normal görünümlüdür ama ben eğer iyi bir  ayakkabı giymiyorsam akşam eve döndüğümde düztaban gibi bir ayağım olur. Çünkü benim kavisimi destekleyen adale yorulunca kavis çöker. Ayakkabı iyiyse içinde bir destek varsa bu adale des­tek sayesinde kavis çökmeyeceği için hiçbir problem olmaz, çünkü kavis çöktüğü anda ağrı başlıyor,” diyor.

Babetlerin özellikle bel ve diz ağrısı yarat­tığının altını çizen Muğrabi, parmak arası terliklerinde zararlı olduğunu söylüyor, “Yazın vazgeçilmezlerinden biri olan parmak arası terliklerde de durum farklı değil. Parmak arası terlik de babetle aynı sıkıntıyı yaşatır. Hatta daha fazla. Babetin en azın­dan önü kapalı. Kişi parmak arası terlik giydiğinde düztabansa ayağının ciddi şekilde topuğu dışarı doğru döndüğü için diz ağrısı çok daha çabuk gelişiyor. Çünkü yürüme aksı bozuluyor,” diyor.

KADINLARIN BAŞ DÜŞMANI İNCE TOPUKLULAR

Topuklular konusunda da kadınların ayaklarının büyük tehdit altında olduğunu belirten Selim Muğrabi, “Topuklu ayakka­bıda sınır ve yükseklik önemli, çok yüksek topuk elbette zararlı,” diyor ve ekliyor, “Özellikle ince topuk kadınların baş düş­manı. Topuk yükseldikçe yük dize ve bele dönüyor, diz ve bel ağrısı gelişiyor. Yük ön tarafa doğru gittiği için başparmak çıkıntısı ve parmaklarda şekil bozulduğu oluyor,” diye sözünü tamamlıyor.

Doktorların en sevdiği ayakkabının dolgu topuklular olduğunu belirten Dr. Selim, Muğrabi, “Dolgu topuklular biz doktorla­rın sevdiği türden ayakkabılardır. Önüyle arkası beraber gidiyorsa hiçbir problemim yok. Yani ayakkabının arkası yüksek öne de doğru yüksek gidiyorsa hiç sıkıntı yok. Ama her şeyin fazlasında sıkıntı var. 12 – 15 ponta kadar sıkıntı yok. 15 ponttan sonra ayak çok yükseliyor yerden yüksel­diğinde yine yaylanma bozulduğu için yine diz ve bel ağrısı oluyor. Çünkü ne kadar yükselirse malzeme o kadar sertleşiyor. Malzeme sertleşince otomatikman sıkıntı artıyor.”

Diğer ayakkabı türlerini de açıklayan Muğrabi tek tek durumu şöyle özetliyor; “Tahta topuklularsa kadınların uzak dur­ması gereken ayakkabılar arasında. Çünkü biz ayakkabıda esneme istiyoruz. Tahta ya da sabo ayakkabı esnemediği için ağrı problemi yapar. Sivri burun ayakkabılar son dönemde revaçta ve moda. Ama bu moda kadınların ayak sağlığını bozuyor. Sivri burun parmağı sıkıştırıyor. Başparmak çıkıntısı çok büyük problem kadınlarda nedeni bu ayakkabılar. Sivri burun parmak çıkıntısını tetikliyor, küçük parmakların şeklinin bozulmasına neden oluyor. İdeal ayakkabı tarifini vermek gerekirse şöyle özetlemek mümkün; önü yuvarlak ve geniş. Mümkünse bağcıklı, topuğu da 5 ila 10 pont yüksekliğinde olan ayakkabı kadınlar için idealdir.”

Op. Dr. Selim Muğrabi
Op. Dr. Selim Muğrabi
1992 yılında İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesinden mezun oldu. 2002 yılında Ortopedi ve Travmatoloji ihtisasını Haydarpaşa Numune Hastanesinde tamamladı. 2003 yılında Newyork Hospital for Special Surgery’de Ayak ve Ayak Bileği Servisi’nde eğitim aldı. Ardından İstanbul Cerrahi Hastanesinde Ortopedi birimde ayak cerrahisi uzmanı olarak çalıştı. 2007 yılında Türkiye’deki ilk ayak ve ayak bileği merkezi olan İstanbul Ayak ve Ayak Bileği Merkezini açtı. 2010 yılından beri ise kendisine ait olan Fulya Ayak Cerrahisi Merkezinde çalışmaktadır.