Topuk dikeni genellikle 40-60 yaş aralığında görülen, ayak cerrahisinde en sık rastlanan ayak rahatsızlıklarından biridir. Topuk dikeni deyince akla kemiksel bir problem gelmesine rağmen gerçeğinde öyle değildir. Ayak tabanında bulunan özel bağ dokusu (plantar fasia)ayağımıza binen basıncın %20-25’ini absorbe etme özelliğine sahiptir. Topuğumuzdan ayak parmaklarımıza kadar ayak tabanımızı saran bu doku, ayağımız gereğinden fazla zorlandığı takdirde zedelenir ve yırtıklar meydana gelir. Zedelenmeden dolayı oluşan doku iltihabı ve sertleşmeleri, bağın topuk kemiğine yapışık olması nedeniyle topuktan çıkan kemiksi bir görünüm sergiler. Röntgen filmlerinde görülen bu çıkıntı eski ortopedistler tarafından topuk dikeni olarak adlandırılmıştır. Topuk dikeninin anlaşılmasını sağlayan belirtiler;

  • Sabah uykudan kalktıktan sonra şiddetli topuk ağrısı ve yürüyüşle kendiliğinden geçmesi
  • Uzun süre oturduktan sonra kalkınca ayakta oluşan ağrı
  • Uzun süre yapılan yürüyüşlerden sonra ağrı oluşmasının yanında hastaya uygulanacak röntgen ve gerekirse MR ile kan tetkikleri hastalığın anlaşılmasını sağlayacaktır.

Topuk Dikeni Kimlerde Görülür

Genellikle kadınlarda,  yüksek ayak kavsi ile düztaban problemi olan, gün içinde uzun süre ayakta çalışmak zorunda olan, ayağa yük bindiren iş ve sporlar, kilo sorunu olanlarda ve sıklıkla yanlış ayakkabı seçimi yapan insanlarda topuk dikeni oluşumu daha sık görülür. Bunun yanı sıra genetik faktörler de etkilidir.

Topuk Dikeni Tedavisi

Topuk dikeni hareketleri ve yaşam kalitesini fazlasıyla etkileyen bir rahatsızlıktır. Tedavisi birkaç basamaktan oluşur. Yapılacak ilk işlem hastaya yaptırılacak egzersizlerdir. Evde yapılabilecek olan bu germe- esnetme hareketleri hastanın ağrılarını ortadan kaldırmanın en etkili ve de en önemli yoludur. Burada ana amaç plantar fasya dokusunun eski elastikiyetini tekrardan geri kazanmasını sağlamaktır. Bununla birlikte tedavi sürecinde istirahat çok önemlidir. Uzun süre aynı yerde oturma, sürekli ayakta durma ve uzun yürüyüşlerden kaçınılmalıdır.

Yürüyüş bozukluğuna neden olan topuk dikeni ağrıları ve doktorun yapacağı yürüme analizleri ile birlikte eğer varsa mevcut olan yürüme bozukluğu tespit edilir ve bu bozukluğa uygun olarak kişiye özel tabanlıkların yapılmasıyla hastanın yürüme ile ilgili sorunları önemli düzeyde ortadan kaldırılır. Hastanın kendisine göre hangi ayakkabıyı kullanması gerektiğine dair bilgiler verilmeli tedavi sürecinde uygun ayakkabı ile kişisel tabanlık kullanımı desteklenmelidir. Gün içinde 2-3 defa 20 dakika boyunca yapılacak olan buz uygulaması tedaviye ek olarak uygulanmalı. Hastaların  %85’inde tedavi olumlu olmuştur.

Tabanlık ve ayakkabı tedavisinde rahatlama yaşayamayan hastalarda, fizik tedavi programlarına ve gece ateli denilen, ayağın belirli bir pozisyonda durmasını sağlayan cihaz uygulanmaya başlanır. Uygulanan hastaların yarısında olumlu sonuç gözlemlenmiştir. Son basamak ise doktorun kortizon ya da prp enjeksiyonları uygulaması vardır. Bu uygulamaların yanında tabanlık kullanımı ve egzersiz hareketleri unutulmamalıdır.

Topuk Dikeni Ameliyatı

Kişisel tabanlıklar, fizik tedavi ve kortizon ya da prp enjeksiyonlarının olumlu sonuç vermediği durumlarda hastaya cerrahi müdahale planlanır. Kapalı ya da açık yapılan ameliyat sonrası hasta 15 gün süreyle istirahat etmeli ve 6 hafta boyunca ameliyat sonrası ayakkabısı giymelidir. Toplam iyileşme süreci 3 aydır.

Topuk Dikeni Tedavi Edilmezse Ne Olur

Topuk dikeni hastaları zamanında tedavi olmadığı sürece, hastanın hareketlerinin kısıtlanmasından dolayı bacak kaslarıyla birlikte bileklerde zayıflama ve güçsüzlük oluşacaktır. Zamanla diz ve kalça eklemlerinde ve ileri yaşlarda belde erken aşınmayla birlikte ağrılar ortaya çıkacaktır. Eklemlere yüklenen orantısız güç kireçlenmelere de neden olabilir. Ağrısı zor, tedavisi kolay bir rahatsızlıktır. Hastaların dikkat etmesi gereken en önemli husus istirahat, uzun oturma ve yürüyüşlerden kaçınarak egzersizlerini aksatmamaları gerektiğidir.

Topuk Dikeni Videoları